Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabıdır, yolların en hayırlısı Muhammed’in yoludur. İşlerin en şerlisi muhdes olanlardır. Dine sonradan sokulan her şey bid’attır, her bid’at dalalettir ve her dalalet ateştedir.”

Öne çıkan

Bid’atçiler Tevhid Ehli Olabilir mi?

Bid’atçiler Tevhid Ehli Olabilir mi?

14 Aralık 2024 Cumartesi

Delilsiz Olarak Kutsallaştıranlar Müşriklere Benzer

 

el-Ma’rur b. Suveyd rahimehullah’tan: “Ömer b. El-Hattab radıyallahu anh ile beraber yola çıktık. Yolda karşımıza bir mescid çıktı. İnsanlar hemen orada namaz kılmaya başladılar. Ömer radıyallahu anh: “Bunlara ne oluyor?” dedi. “Bu Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in içinde namaz kıldığı bir mesciddir” dediler. Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh şöyle dedi:

“Ey insanlar! Muhakkak ki sizden öncekiler nebîlerinden kalanları ibadet yerleri edinmelerinden dolayı helak oldular. Kim namaz vaktin de mescidlerden geçerse orada namazı kılsın, aksi halde geçsin gitsin.”[1]

13 Aralık 2024 Cuma

Kâfirlerle Dostluk Kuranlar ve Onlara Yönetim Verenler Onlara Meyledenlerdendir


Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

Ey îman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları kendinize dost edinmeyin, Onlar birbirlerinin dostudurlar. İçinizden her kim onları dost edinirse, o onlardandır. Allah, şüphesiz zâlim kimseleri doğru yola iletmez.” (Maide 51)

 

İbn Cerir, bu ayet hakkında der ki; “Kim müminleri bırakıp Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinirse onlardandır. Kim müminlere karşı onlara dostluk ederse onların dinindendir. Zira herkes ancak dininden olanla veya üzerinde olduğu şeye razı olarak dostluk eder. Onun dininden razı olduğu zaman onun muhalifine de düşmanlık etmiş olur. Böylece onunla aynı hükme dâhil olur. Bu yüzden bazı âlimler, Tağlib oğullarının kestikleri, kadınlarının nikâhlanması ve benzer hususlarda onlar hakkında Hristiyanlar gibi hüküm vermişlerdir. Nesepleri ve dinlerinin aslı farklı olsa da, İsrail oğullarına dostluklarından, onlardan razı olmalarından ve onlara yardım etmelerinden ötürü böyle hüküm verilmiştir. Bu açıkça, kim bir kimsenin dinini din edinirse onunla aynı hükümdedir şeklindeki sözlerimizin doğrulunu göstermektedir…”

 

11 Aralık 2024 Çarşamba

Allah, Rasulü ve Müminler ile Alay Edenler Münafıklara Benzer

 

Münafıkların düşmanlık çehresi, müminlerle ve din ile alay etmeleri şeklinde belirir. Nitekim Allah Kitab’ında, münafıkların müminlerle alay etme şekillerini şöyle zikrediyor;

 

(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit “(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise: “Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz” derler. Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet başıboş dolaşırlar.” (Bakara 14-15)

10 Aralık 2024 Salı

Sûfîler Haktan Sapmıştır

 

Şüphesiz sahabe ve Tabiin dönemlerinde zühd, vera ve ibadet ile meşhur olan kimseler vardı. Bunlardan sonra zühd, vera, ibadet gibi hasletleri devam ettiren, yün (Suf) giyinmeye verdikleri önemden dolayı “Sûfîler” denilen kimseler çıktı. Zühd ve ibadet yolunu tutan kimseler de artık, onlara nisbet ile “Sufiler” diye anılır oldular. Fakat bu ismin bir ekol haline gelmesi, “Tasavvuf” adı altında, İslam dışı unsurların da din’denmiş gibi görünmesine sebep olmuştur.

 

Tasavvufun ilk dönemlerinde ilimden yüz çevirme, Hulul, ittihat, vahdet-i vucud, Rafızîlik, Batınîlik, birden fazla anlama çekilebilen ıstılahların kullanımı gibi unsurlar bazı sufilerde görülmeye başlandı. Sonraları çeşitli anlayış ihtilaflarından dolayı tarikatler zuhur etti. Bu dönemlerde önceki sufilerde rastlanılmayan şu tehlikeli bidatler çıktı;

 

8 Aralık 2024 Pazar

Allah Azze ve Celle Nerede?

 

Birinci Hadis:

 

Abdullah b. Muaviye el-Gadirî radıyallahu anh’den: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 

Üç şey vardır ki, kim bunları yaparsa imanın tadını alır: (Birincisi) Tek olan Allah'a kulluk edip de O'ndan başka ilâh olmadığına inanan kimsedir. (İkincisi) gönül hoşluğuyla malının zekâtını seve seve her sene veren, ne yaşlı, ne uyuzlu, ne hasta ve ne de âdî olan hayvanı zekât olarak vermeyen kimsedir. Zekâtınızı mallarınızın orta hallisinden verin. Zira Allah, sizden malınızın iyisini istememiş ve âdisini de vermenizi emretmemiştir."

 

Bir rivayette: “(Üçüncüsü) nefsini temizleyen kimsedir” buyurdu. Bir adam: “Nefsin temizlenmesi nedir?” diye sordu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

 

Nerede olursa olsun, Allah Azze ve Celle’nin kendisiyle beraber olduğunu bilmesidir” buyurdu.

 

Rabbin Arşa Bitişik Olması ve Keyfiyeti Konusuna Dalmak


Soru: “Kitap, sünnet veya sahabe sözlerinde Rab Azze ve Celle’nin arşına bitişik olmasını nefyeden veya ispat eden bir delil var mıdır?” (Kuveyt Fetvaları)

 

Cevap: Bu konuda mutlak bir delil bulunmamaktadır. Bu gibi meselelerin ispat veya nefyinin salih selefin menhecinden çıkaracağına inanıyorum. Çünkü ispat ve nefyin her ikisinden dolayı da sakınca meydana gelir.

 

İspat etmenin gerektirdiği iki sakınca vardır:

1 Aralık 2024 Pazar

Şer’î Nasların Tarihsel Olduğu Görüşü

 

Bunun anlamı; şer’î nasların içerdiği emirlerin ve yasakların sadece vahyin nüzulü esnasında hayatta olanlara yönelik olmasıdır. Yahut onların durumları; üzerlerine Kur’ân’ın indiği kimselerin haline benzeyen kimselere yöneliktir. Ama onlardan sonra gelenler ve onların yaşadığı olaylardan farklı şeyler yaşayanlar şer’î nassın kapsamında değillerdir.

 

Genel olarak hayatlarında insanların pozisyonları – bugünkü hayatlarında olduğu gibi – değiştiğinde nassın içerdiği hükümler emir ve yasak olarak onları ilgilendirmez. Onların, bunlardan farklı anlayışları din edinmeleri ve bu dini kendileri hakkında doğru saymaları gerekir. Diğer hükümler ise nüzul zamanındaki muhataplar hakkında doğru din idi. et-Turabî şöyle diyor: “Bizler talak/boşanma ve evlilik hükümlerine yeni bir bakış getirmeye, çağdaş toplumsal ilimlerden bu konuda faydalanmaya ve buna göre miras fıkhını düzenlemeye şiddetle muhtacız…”[1]

 

Dinin Naslarını Yeniden Yorumlama Daveti

 

Şüphesiz bu asırda ortaya çıkan fitnelerden birisi de eski Batınîlerin metodunun modern şekillerde diriltilmesidir: Dinin naslarını yeniden yorumlama daveti! Bu yeniden yorumlama onların iddialarına göre modern hayatın gelişmeleriyle birlikte uyumlu olacaktır.

 

Bu davetin hedefi, dinin bütün naslarını yeniden yorumlamayı kapsamaktadır. Dinin esaslarından ve ayrıntılarından hiçbir şey bu yorumların dışında kalmayacaktır. Hatta İslâm’daki tevhid konusunun da te’vil edilmesi ve yeniden yorumlanması mümkündür.[1]

 

Nitekim bu yeni yorumlar Kur’ân ve sünnetin anlamlarını tahrife ve dinin kesin konularıyla çelişmeye götürmüş, hatta kararlaştırılmış sabit esaslarla çatışmıştır.

24 Kasım 2024 Pazar

İslâm’ı Yeniden Yorumlama Bidati


Nasların anlamlarını tahrif ve olması gerekenden farklı te’vil etme mücadelesi eski bir mücadeledir. Sahabe radıyallahu anhum ecmain asrında şer’î nasları tefsir etmek ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sahabelerinin anlayışından farklı şekilde anlamak isteyen Haricilerin boynuzunun görünmesinden itibaren başlamıştır.

 

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının üzerinde bulundukları yola aykırı garip sözler ve şaz birtakım görüşler ortaya koydular. Müslümanları günah ve masiyet sebebiyle tekfir ettiler. Sahabe topluluğuna karşı ayaklandılar. Müminlerin emiri Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh Allah’ın kitabı hakkında bu tahrif edilmiş yeni bidatçi anlayış ve yorumlar sebebiyle onlara karşı savaşmıştır.

17 Kasım 2024 Pazar

Ahad Hadislerin Zan İfade Ettiği İddiasına Cevap

 Ahad Hadislerin Zan İfade Ettiği İddiasına Cevap

Şer’î nasları araştıran kişi Ahad hadislerin zannî, mütevatir olanların yakinî olduğu kaidesini tamamen iptal eden naslar bulacaktır. Mesela;

1- Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Mü’minlerin topluca çıkmaları gerekmez. Her topluluktan bir tâife, dinde derin bir kavrayış edinmek ve kavimleri kendilerine geri döndüğünde onları uyarmak için kalsalar! Umulur ki onlar da sakınırlar.” (Tevbe 122)