Taguta Muhakeme ve İttibâ Tevhidi Arasındaki İlişki
İbnu’l-Kayyım rahimehullah, İ’lamu’l-Muvakkiîn’de (1/39 vd.) şöyle demiştir:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabıdır, yolların en hayırlısı Muhammed’in yoludur. İşlerin en şerlisi muhdes olanlardır. Dine sonradan sokulan her şey bid’attır, her bid’at dalalettir ve her dalalet ateştedir.”
İbnu’l-Kayyım rahimehullah, İ’lamu’l-Muvakkiîn’de (1/39 vd.) şöyle demiştir:
Aişe
radıyallahu anha’dan:
“Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem Mescidu’l-Aksa’ya gece yürütüldüğü zaman insanlar
bu konuda konuşmaya başladılar. İman edip tasdik eden bazı insanlar irtidad
ettiler. Bu haberle Ebu Bekr radıyallahu anh’e koştular. Dediler ki:
“Arkadaşının ne iddia ettiğini duydun
mu? Bu gece Beytu’l-Makdise yürütüldüğünü iddia ediyor!” Ebu Bekr radıyallahu
anh dedi ki:
Ehl-i Sünnet’i “Allah Zatıyla Arşın Üzerindedir” Dedikleri İçin Haşevî Olmakla Suçlayan Bid’at Ehline Reddiye
Allame el-Elbani rahimehullah
Muhtasaru’l-Uluv’da (s.256) dedi ki: “Zehebî rahimehullah el-Uluvv’da şöyle
demiştir:
“Malikîlerin şeyhi İmam
Ebu Muhammed b. Ebi Zeyd el-Magribî (el-Kayravanî) İmam Malik’in mezhebi
hakkındaki meşhur risalesinin başında şöyle demiştir:
وأنه تعالى فوق عرشه
المجيد بذاته وأنه في كل مكان بعلمه
Allah’ı Mekân’dan Tenzih
Etmek Cehmiyye'nin Kavlidir!
Allah Teâlâ hakkında mekan olan arşının üzerinde olduğunu söylemek sahihtir, mekan lafzı Sahihayn’da ve başka eserlerde sabit olmuştur. Yine sahabe ve tabiinden de Allah Teâlâ hakkında mekanı ispat eden ifadeler gelmiştir.
Ehl-i Sünnet’ten bazıları bu konuda tevakkuf etmişler, Allah hakkında mekan ne ispat etmişler ne de nefyetmişlerdir. Mekan kelimesinin manası hakkında ayrıntıya gitmişlerdir.
Lakin Allah’ı mekandan mutlak olarak tenzih etmek Cehmiyye’nin görüşüdür! Selef’ten Allah’ı mekandan tenzih eden bir görüş gelmemiştir!
Ebû Hureyre radıyallahu anh’den: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
لََ تُورِدُوا المُمْرِضَ عَلَى المُصِ حِ
“Hastaları sağlıklıların yanına götürmeyin.”46
İmam İbn Cerir et-Taberî rahimehullah şöyle demiştir:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Hastalıklıyı sağlıklının yanına sokmayın” sözü, hasta koyunun sağlıklı koyunların yanına sokmaktan yasaklamaktadır. Böylece sağlıklı olan hayvanın sahibi, sağlıklı koyunların yanına hasta koyunun sokulması sebebiyle hastalığı bulaştıracağını zannetmesin! Eğer sağlıklı koyun hastalanırsa, onun sahibi, hasta koyunun onun yanına girmesi sebebiyle hastalandığını zanneder. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu bâtıl inancı iptal etmiştir. Aynı şekilde hastalık bulaşması yoktur demekle beraber, cüzzamlı kimseden kaçınmayı emretmesi de bu anlamdadır.
Hastalığın kendisi bulaşıcı değildir. Hastalıklar ancak ve ancak Allah’ın takdir etmesiyle meydana gelir. “Bulaşıcı hastalıklar” tabiri, hastalığın kendisiyle alakalı değil, uğursuzluk inancıyla alakalıdır. Kişi, vebanın ortaya çıktığı bir yere girer de Allah kendisinin de hastalanmasını takdir ederse, bu kişi hastalığın bulaştığına inanmaya başlar. Yahut vebalı olan bölgeyi terk etmesi sayesinde hastalıktan kurtulduğuna inanır. İşte bulaşıcı olan bu bâtıl inançtır.
Günümüzde iblisin kulu olmuş müşrikler camilerde, Allah’a ibadet ettiklerini iddia ettikleri namazlarında dahi masketakmakta, böylece şirkleriyle aslında iblise kulluk etmektedirler! Üstelik saflar arasına mesafe de koyarak, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in saflarda boşluk bırakma yasağını ihlal etmektedirler.
Mecusiler ateşe ibadet ederlerken ağızlarını örterler.
1- İbn Ömer Radiyallahu Anhuma Hadisi
Abdullah b. Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
لََ عَدْوَى وَ لََ طِيَرَةَ وَ إنَّمَا الشُّؤْمُ فِي ثَلَثَةٍ الْمَرْأَةِ
وَالْفَرَسِ وَالدَّارِ
“Hastalık bulaşması ve tıyera (kötümserlik) yoktur. Uğursuzluk/bereketsizlik ancak üç şeydedir: Atta, kadında ve evde.”19
Maske Takmak Neden ve Ne Zaman Şirk Olur?
Ukbe b. Âmir radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
مَنْ تَعَلَّقَ تَمِيمَ ا ة فَلَ أَتَمَّ اللَّ لَهُ وَمَنْ تَعَلَّقَ وَدَعَ ا ة فَلَ
وَدَعَ اللَّ لَهُ
“Kim temîme takarsa Allah onu tamama erdirmesin. Kim veda’a (deniz kabuğu, boncuk gibi şeyler) takarsa Allah onu korktuklarından emin kılmasın.”1 Diğer bir rivayette şu şekildedir: